Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Tarihçesi

Van’ın Tarihçesi ve İsim Kökeni

Van’ın yerleşim tarihi, kentin batısında yer alan ve bugün Van Kalesi olarak bilinen büyük kalker kayalığın çevresinde şekillenmiştir. Kentin isminin kökeni hakkında çeşitli görüşler bulunmakla birlikte, en güçlü ihtimal Urartu döneminde bölgeye verilen "Biani" veya "Vani" adından türemiş olmasıdır. Antik kaynaklarda ve yerel efsanelerde şehrin ismi bazen kurucusu olduğuna inanılan hayali figürlerle, bazen de bölgedeki su varlığıyla ilişkilendirilir. Binlerce yıl boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bu topraklar, "Güneşin Şehri" veya "Analı-Kızlı" gibi yerel atıflarla da anılarak tarihsel kimliğini pekiştirmiştir.

Antik Dönem ve Urartu Başkenti Tuşpa

Van, asıl görkemini M.Ö. 9. yüzyılda Urartu Krallığı’nın başkenti olmasıyla kazanmıştır. O dönemde "Tuşpa" adıyla anılan şehir, sarp bir kale kayalığı üzerine inşa edilen saraylar, tapınaklar ve devasa surlarla tahkim edilmiştir. Urartular, bölgenin sert iklimine ve coğrafi yapısına rağmen ileri bir mühendislik sergileyerek kente su getirmek için Şamran Kanalı'nı inşa etmişler, kayaları oyarak kralları için anıtsal mezarlar oluşturmuşlardır. Bu dönemde Van, maden işleme sanatının, taş işçiliğinin ve askeri mimarinin Yakın Doğu’daki en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Pers, Hellenistik ve Roma-Bizans Süreçleri

Urartu Devleti'nin yıkılmasından sonra Van, Pers İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiş ve stratejik bir eyalet merkezi olarak önemini korumuştur. Pers krallarından Kserkses'e ait olan ve kaledeki kayalar üzerine kazınmış olan çivi yazılı kitabeler, bu dönemin en somut izleridir. Daha sonra Büyük İskender'in seferleriyle Hellenistik kültürün, ardından ise Roma ve Sasani imparatorluklarının etkisi altına giren kent, Doğu ile Batı arasında sürekli el değiştiren bir sınır kenti hüviyetine bürünmüştür. Orta Çağ’da Bizans İmparatorluğu ile Müslüman Araplar arasında bir mücadele sahası olan Van, bu süreçte hem askeri bir kale hem de bölgesel bir inanç merkezi olarak varlığını sürdürmüştür.

Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi: 11. yüzyıldan itibaren Türk akınlarıyla tanışan Van; Selçuklu, Ahlatşahlar ve Karakoyunlu gibi devletlerin yönetiminde mimari açıdan zenginleşmiş, özellikle cami ve kümbet yapımıyla yeni bir çehre kazanmıştır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresine giren kent, "Van Eyaleti" adıyla imparatorluğun doğu sınırındaki en uç kalesi ve ticaret kapısı olmuştur. Yüzyıllar boyunca farklı inançların bir arada yaşadığı zengin bir kültürel dokuya sahip olan şehir, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan işgal ve büyük yıkımlar sonucunda eski yerleşim yerini terk etmek zorunda kalmıştır. 2 Nisan 1918’de kurtulan Van, Cumhuriyet dönemiyle birlikte bugün bulunduğu düzlüğe taşınmış ve modern bir kent olarak yeniden inşa edilmiştir.